Astronomlar, Cloud-9 adı verilen ve hiçbir zaman yıldız oluşturamamış bir galaksi kalıntısı olarak tanımlanan sıra dışı bir kozmik nesnenin varlığını doğruladı. Bu keşif, uzun süredir yalnızca teoride var olduğu düşünülen RELHICs (Reionization-Limited H I Cloud) sınıfının gerçek olduğunu ilk kez somut biçimde ortaya koydu. Konuya ilişkin detaylar Gizmodo tarafından paylaşıldı.
RELHIC nedir ve Cloud-9 neden önemli?
RELHIC, nötr hidrojen açısından zengin ancak tamamen yıldızsız olan varsayımsal kozmik yapıları ifade ediyor. Bu tür nesnelerin, Evren’in erken dönemlerindeki yeniden iyonlaşma çağından sonra oluştuğu düşünülüyor. Bu dönemde yayılan yoğun ultraviyole ışınım, küçük karanlık madde halolarının yeterli gazı biriktirmesini ve dolayısıyla yıldız oluşumunu engelledi.
Cloud-9, bu teorik sınıfa ait olduğu doğrulanan ilk güçlü örnek olarak öne çıkıyor. Milano-Bicocca Üniversitesi’nden astrofizikçi Alejandro Benítez-Llambay, bu yapıyı “başarısız olmuş bir galaksinin hikâyesi” olarak tanımlıyor. Her ne kadar yıldız oluşturamamış olsa da Cloud-9, Evren’in evrimindeki temel süreçleri anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Cloud-9 nasıl keşfedildi?
Cloud-9, Messier 94 adlı sarmal galaksinin yakın çevresinde tespit edildi. Bu bölgede daha önce sekiz farklı gaz bulutu gözlemlenmişti ve bulunan dokuzuncu yapı, bu nedenle Cloud-9 adını aldı.
Nesnenin gerçekten yıldızsız olduğunu doğrulamak için ekip, Hubble Uzay Teleskobu ve onun yüksek hassasiyetli kamerasından faydalandı. Yapılan gözlemler, bulutun içinde herhangi bir yıldız oluşumu izine rastlanmadığını, yalnızca gaz ve karanlık madde bulunduğunu net biçimde ortaya koydu.
Karanlık Evren’e açılan bir pencere
Space Telescope Science Institute’tan astronom Andrew Fox, Cloud-9’u “karanlık Evren’e açılan bir pencere” olarak nitelendiriyor. Karanlık madde ışık yaymadığı için doğrudan gözlemlenemiyor. Ancak Cloud-9 gibi nesneler, karanlık maddenin gaz üzerindeki etkilerini dolaylı yoldan inceleme imkânı sunuyor.
Cloud-9’un dikkat çekici bir başka özelliği ise hassas bir denge noktasında bulunması. Eğer biraz daha büyük olsaydı, yıldızlı bir galaksiye dönüşebilirdi. Daha küçük olsaydı, gaz iyonize olacak ve zamanla dağılacaktı. Bu “altın oran”, Cloud-9’un milyarlarca yıl boyunca kararlı kalmasını sağladı.
Bu keşif, yıldızsız galaksilerin Evren’de sanılandan daha önemli bir rol oynayabileceğini gösterirken, kozmolojideki pek çok temel soruya da yeni bir bakış açısı kazandırıyor.